Psikolog Dr. Saadet Elevli Kalbin Kaldığı, Beynin Gittiği Yer
Psikolog Dr. Saadet Elevli
Kalbin Kaldığı, Beynin Gittiği Yer
İlişkiler genellikle bir cümleyle bitmez.
Bir mesajla, bir tartışmayla, bir üçüncü kişiyle de bitmez.
İlişkiler çoğu zaman insanın kendi içinde ikiye bölündüğü yerde çözülmeye başlar.
Bir taraf kalptir.
Yakınlık ister. Bağ kurar. Hatıraları saklar.
Bir taraf beyindir.
Görür, ölçer, tekrarları fark eder, tehlikeyi kayda alır.
Ve insan, bir ilişkide en çok başkasına değil, bu iki sese yetişmeye çalışırken yorulur.
Kalp, ilişkiyi bir ev gibi hatırlar.
Duvarları çatlamış olsa da “bir zamanlar sıcaktı” der.
Beyin ise evi mühendis gözüyle inceler.
Temelin eğrildiğini, çatlakların kozmetik olmadığını fark eder.
Aynı eve bakıp bambaşka şeyler görürler.
Nörobilim bize şunu söylüyor:
Bağlanma sırasında beynin ödül sistemi —özellikle dopamin ve oksitosin— aktifleşiyor. Bu sistem, sevilen kişiyi yalnızca bir insan değil, aynı zamanda duygusal bir güvenli alan olarak kodluyor. Bu yüzden ilişki zarar verici hâle gelse bile, kalp “tehlike” değil “yoksunluk” hissediyor.
Beyin ise başka bir kayıt sistemiyle çalışıyor.
Özellikle prefrontal korteks, tekrar eden olumsuz deneyimleri arşivliyor.
Yani beyin şunu söylüyor:
“Bu daha önce de oldu. Büyük ihtimalle yine olacak.”
İç çatışma tam da burada başlıyor.
Kalp bağın kimyasını bırakmak istemiyor.
Beyin ise örüntüyü inkâr edemiyor.
Bu yüzden birçok insan bir ilişkiyi terk edemez ama içinde de kalamaz.
Fiziksel olarak oradadır, zihinsel olarak çoktan gitmiştir.
Ya da zihni kalmayı savunur, bedeni her temas sonrası daha çok gerilir.
İlişkilerde sık gördüğümüz “kararsızlık” aslında karaktersizlik değil, iç sistemler arası bir anlaşmazlıktır.
Kalp anlara sadıktır.
Bir bakışa, bir cümleye, bir “eskiden”e tutunur.
Beyin bütüne sadıktır.
Başlangıçtan bugüne uzanan çizgiyi okur.
Bu yüzden insanlar çoğu zaman bir kişiye değil, bir versiyona âşık olur.
Ve beyin şunu sorar:
“Gerçekten sevdiğin bu insan mı, yoksa bir ihtimal mi?”
İlişkiler uzadıkça başka bir çatışma daha belirir: sınırlar.
Beyin sınır koymak ister; kalp bu sınırları duvar gibi hisseder.
Oysa sınır, çoğu zaman sevgisizlik değil, kendini kaybetmeme çabasıdır.
Psikoloji literatürü, uzun süreli duygusal stresin beyinde tehdit algısını artırdığını söylüyor. Yani kişi bir ilişkide sürekli açıklamak, tolere etmek, idare etmek zorunda kalıyorsa; beyin bu ilişkiyi zamanla “güvenli bağ” değil, “sürekli alarm hâli” olarak kodluyor.
Kalp ise alarmın sesini değil, sevginin hatırasını duyar.
Bu yüzden bazı insanlar “çok seviyorum ama iyi değilim” cümlesini kurar.
Bazıları da “haklıyım ama çok yalnızım” der.
İlişkilerde en büyük yanılgılardan biri şudur:
Kalbin istemesi, ilişkinin sağlıklı olduğu anlamına gelmez.
Beynin uyarması da sevginin bittiğini göstermez.
Asıl mesele, bu iki sesi birbirine düşman edip etmediğimizdir.
Kalbi susturmaya çalışmak insanı donuklaştırır.
Beyni yok saymak ise aynı acıyı tekrar tekrar yaşatır.
Olgunluk; kalbin ihtiyacını küçümsemeden, beynin bilgisini inkâr etmeden yürüyebilmektir.
Bazen bu yürüyüş iki kişiyle devam eder.
Bazen de insan, kalbin elinden tutup bir ilişkiden çıkmak zorunda kalır.
Çünkü bazı ilişkiler “kötü” olduğu için değil, iki iç sistemin artık aynı yönde yürüyemediği için biter.
Ve belki de en önemli farkındalık şudur:
Bir ilişkiden çıkmak her zaman sevgisizlik değildir.
Bazen bu, insanın kendi iç savaşını bitirme cesaretidir.

 

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!

Puan Durumu

# Takım O G B M A Y AV Puan
1Kaşspor106221810820
2Antalyaspor105321512318
3Finikespor104241214-214

Kas Nöbetçi Eczaneler

Doğa Eczanesi
0242 123 45 67
Menteşe Mah. Şehitler Cd. No:35


Kavuklu Eczanesi
0242 234 56 78
Ova Mah. Atatürk Bul. No:4


Orkide Eczanesi
0242 345 67 89
Andifli Mah. Çukurbağlılar Sok. No:32/C


Anket

E-Bülten Aboneliği